Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

EĞİTİM ÖĞRETİM SORUNLARINDA ÖĞRETMENİN ROLÜ

                              


  ANASAYFA                          ÖZGEÇMİŞ         TESVİYECİLİK       OKULUMUZ      EĞİTİMCİLERE      TARSUS      LİNKLER  


                                                       Eğitim Öğretim Sorunlarında Öğretmenin Rolü
"Bu dersi biz belirliyoruz" diyen öğretmen, sanat eğitiminin bardağı salt doğru çizmek olduğunu vurgulayıp kitle eğitiminin savunuculuğunu yapıyor. Gençlerin kişilikleri düşünülmeden Ayşeleştiriliyor, Mehmetleştiriliyor. İlerde o kendisini bulur inşallah deniliyor. Tabii bu kadar hırpalamadan sonra bulabilirse bulsun bakalım dercesine. Cumhuriyet Bilim Teknik dergisinde okumuştum. İngiltere'deki bir uygulama anlatılıyordu. Öğrenci odaklı bir deneme. Öğrencinin yaratıcılığını ortaya çıkartacak nitelikteki yöntemlere başvuruluyor. Projeye gençler de katılıyor. Hem kendi aralarında hem de öğretmenle dayanışmada bireysel özellikleri zedelenmeden iletişim kurulması önemseniyor.
Kendi haklarına saygı duyulmasını çok önemseyen, ama başkalarına aynı duyarlılığı göstermeyenlerin eğitimdeki yerleri tartışma götürür.
Annem, "bir iş insanın namusudur ve de aynasıdır" derdi. Bu namusla büyümek önemlidir. Eğitim anne karnından başlar. Yıllar önce eğitimle ilgili uluslararası bir sempozyuma gitmiştim. Sanıyorum Afrikalı bir profesör anlatmıştı. Üç aylık çocuğu olan bir anne doktora gider . " Doktor size çok erken geldiğimin farkındayım ama çocuğumu çok güzel eğiterek yetiştirmek istiyorum. Bu nedenle önerilerinizi almaya geldim" der. Doktorun yanıtı ilginçtir. "Hanımefendi çocuğunuzun eğitimi için çok geç kalmışsınız, en geç üç aylık hamileyken gelecektiniz."
Yine yıllar önce Sayın Behiç Ak'ın "Kim Kime Dum Duma" ismini taşıyan karikatürlerinden birinde kalabalık bir grup bir masa etrafında mezun oldukları üniversiteleri ve o üniversite ile hiç ilgisi olmayan işlerini söylüyorlardı birbirlerine. Ülkemizde yaşadıklarımızın karikatür yoluyla iyi göstergesiydi bu çizim doğrusu.
Eğitimde başarılı olmanın doğrularına baktığımızda işin namusundan başlamak gerekir. Fotoğraf nedeniyle tanıştığım bir doktorla sanatsal bağlamda alışveriş içine girdik. Bir gün ona çocuklara araştırma yaptıramamaktan yakınıyordum." Yaptıramazsın, çünkü yaşları on beşi bulmuş bu gençleri değiştiremezsin" dedi . Bende "değiştiremeyeceğimi biliyorum ancak kafalarına soru işareti koymaya çalışıyorum, onlar çocuklarını yaratıcı, araştırmacı tohumları atarak büyütsünler diye" dedim.
İdeal müfredat programları hazırlanır. Olması gerekenler belirtilir ve bu program, öğrencinin geçmişi ve hatta geleceği düşünülmeden karşımıza çıkan zaman dilimi çerçevesinde uygulanmaya çalışılır. Halbuki eğitim sistemimizi bir bütün içinde almazsak ve bu konuyu araştırmamışsak öğrenciye sağlıklı bir şekilde ulaşamayız. Çok doğru yaptığımızı sandığımız programda yerini bulmaz. Anlamlı olmaz. Dayatmadan öteye de gidemez. Eğer söylemdeki idealin eylemde yaşaması bütüne doğru bakmaktan geçmezse. İngiltere'de yaşayan öğretmenim Sayın İsmail Saray'la bunları konuşuruz hep. Kendisine çocukların altyapılarından gelen eksiklikleri saptadığımı ve bunu da uygulamamız gereken programımın yanına ilave etmeyi düşündüğümü söylemiştim bir keresinde. Gerçi bu eksiklik ileriki programlarda giderilebilecekti. İsmail Bey, bu eksikliğin ileriye bırakılmaması gerektiğini böyle bir uygulamanın da diğer üniversitelerden farklılığı getirebileceğini söyledi. Bunun içinde Türkiye'deki eğitim sisteminin çok iyi bilinmesi gerekir. Bu da başka bir iş için yetiştirilip kıyısından diğer işi tutmaya kalkmakla olmaz. Sonuç olarak öğrenci ile iletişim kurmak doğru eğitiminin ilk şartıdır. Tabii bu da 100 - 500 kişilik sınıflarda olmaz. Özellikle sanat eğitimi veren okullarda sayının az olması gerekir ki birebir iletişim sağlanabilsin. Bu, öğrenciye doğru yaklaşmanın bir yönü. Diğer yönlerine de bakalım. Bilginin, kültürün yoğun olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Buna hazırlıklı, donanımlı bireyler yetiştirme çabası göstermemiz gerektiğine inanıyoruz. Ancak onu, kişiliğini, eğilimini, bu eğilimin boyutunu doğru algılamazsak yaptıklarımız yine yerini bulmaz. Öğrenciyi çok yönlü yetiştirmek yerine onu doldurmaktan öteye gidemeyiz. " Acaba neden başarı alamıyoruz bu çocuklardan, bunlar yeterli değil" değip sıyrılmak yerine özeleştirimizi vermek bir türlü aklımıza gelmez. Dünyayı sorgularız. Bunu doğru da yaparız. Ancak bir kişiyi unuturuz. Kendimizi. O zaman eğitimde otoriteyi kaldırıp bireysel farklılıklar çerçevesinde öğrenci ile iletişim kurmak en doğru olandır kanımca. Çalışmalara salt eleştirel yaklaşmak ancak kendimizi öğrencilerde devam ettirmekten öte gitmez. Bunun yerine onlara kendi kişilikleri içinde gelişmelerine olanak tanımak gerekir. Öğrencinin sorgulayan, araştıran, çalışmalarında kuru yinelemeler değil yaratıcılığa dayalı ilişkilendirmelere girmesini sağlamak en doğru olandır. Bu durumda öğrencinin de öğretmenin sırtında değil yanında elele yol almasını bilmesi gerekir. Kendini tanıması, kitlenin bir parçası değil insan olmanın, birey olmanın ayırımında üretmesi gerektiğinin farkındalığını yaşaması lazım.
İyi bir bilim adamı ya da sanatçı olmak iyi bir eğitimci olmak için yeterli değildir. Aslında ideal olan budur. Öğretmenin mutlaka alanında araştırma yapması gerekir. Bunu sayın Prof. Dr. Mustafa ASLIER çok güzel dile getirmişti. "Öğretmen mutlaka bir şeyler üretmeli, böylece öğrenci onunla yarışır" derdi. Hakikaten böyle bir olay yaşamıştım. Öğrencilerden bir konu, bir sanatçı seçip araştırma yapmalarını istemiştim. Nasıl hazırlayacaklarını anlatmak içinde Temel Sanat Eğitimini içeren tezimi ve yaptığım diğer araştırmalarımı göstermiştim. Çokta çalışkan olmayan bir öğrencim "sizin çalışmalarınız gibi bir araştırma gerçekleştireceğim" değince içimden doğrusu pek inanmamıştım. Ama o, kendisinden beklenmeyen bir gayretle iyi bir araştırma yapmıştı.
İyi bir öğretmen olmak, tabii ki öncelikle iyi bir insan, araştıran ve araştırmacı bir kimliğe sahip olmakla başlar. Böylece o da yönetilen değil, araştıran öğrenci yetiştirir. Tüm bunlar bir yere kadar da idarecilere dayanır. İyi bir idarecinin niteliklerinden biri de iyi organize yapabilen ve bunu takip edendir. Doğruları yerine yerleştirirseniz bir çok sorunu çözmüş olursunuz. Tabii tüm bunlar sağlıklı iletişimden geçiyor. Çağın sorunu iletişimsizlikken üstelikte iletişim araçlarının yoğunluğuna karşın, eğitimde bunun üzerinde hassasiyetle durulması gerekir.

Eğitimcilere menüsü

 


 Ziyaretçi defteri'ne yazınız
Ziyaretçi defteri'ni okuyunuz

İLETİŞİM  Tel  :  0 324 613 60 21
           
Fax :  0 324 61360 22

Güncelleme Tarihi:   06 Aralık 2004 Pazartesi 00:55:49